Tahtaya taşlar dizildiğinde, Bingöl’dü bu oyun.
Siyah-beyaz kareler, Çapakçur Ovası’nın kışındaki renkler gibi; beyazlar sabahın ayazı, siyahlar akşamın ağır düşüncesi.
1. e4
İlk hamle, Murat Nehri’ne atılan taş gibiydi.
Akış başlar; geri dönüşü olmayan.
Karşılık… e5
Karlıova’dan esen rüzgâr, “Ben de buradayım.” der; diş gösterir de üşütmez, merhametiyle.
Nf3 – d6
Genç’ten Bingöl merkeze yürüyen bir delikanlı gibi at; çekingen, umutlu.
Siyah ise Kiğı’nın zirvelerini seçer.
Kolay değildir; zorluğa dayanıklı.
d4 - Bg4
Bir fil belirir; Sülbüs Dağı’ndan bakan, uzun gölgeli bir ceviz ağacı gibi.
Bakışı serttir; biraz da muhtarlık odasında asılı duran devlet ciddiyeti.
Derken bir şey olur: dxe5 - Bxf3
Qxf3 -dxe5
Toprak, toprağı alır.
Bingöl’de bu normaldir; tarlada da, hayatta da hoşgörülür.
Bir fil düşer, vezir üzülür; fakat oyun Bingöl’dür.
Oyuncular Bingöllü…
Dramatik sanılır; çay koyulur, devam edilir.
Bc4- Nf6, Qb3- Qe7
Nc3 - c6
Hesarek Kayak Merkezi gibi; her taş yavaş yavaş mevzilenir.
Çünkü burada acele eden, ayaza yakalanır.
Bir gürültü kopar ki ne gürültü: Bg5- b5!
Nxc5 - cxb5, Bxb5+ -Nbd7
Solhan pazarı gibidir; tezgâhlar devrilir, herkes “ucuz mu, pahalı mı?” diye bağırır.
Atlar düşer, filler saldırır.
Bingöl’de hayat da biraz böyledir: Bir gün süt para etmez, ertesi gün herkes mandıra açar.
O-O-O - Rd8
Uzun rok…
Bu bir göçtür.
Köyden kente, kentten umuda.
Bavulda yarım ekmek,çekte dededen kalma bir nasihat.
Rxd7 - Rxd7, Rd1 -
Bir kale yıkılır.
Bir fabrika kapanır sanki.
İşsizlik istatistiğe girse de sofraya daha erken oturur.
Siyah vezir Qe6 derken “Bir yol bulurum.” diye düşünür.
Bxd7+ - Nxd7
Heyhat!
Bingöl’ün yolları haritada görünmez olur.
Sonrası malumun ilanıdır: Qb8+ - Nxb8
Yüzen Adalar gibi bu hamle; mantığa aykırı, binaenaleyh gerçektir.
Sürrealist duruşuyla ayakta durur; herkes bir an durur, düşünür.
Çoban, esnaf, öğretmen, işsiz…
Taşlar susar.
Rd8#
Son hamle, bir aralık akşamı gibidir.
Soba yanar, odun biter; sıcaklığı baki kalır.
Mat olur siyah.
Ancak mağlubiyet sayılmaz.
Bingöl’de kaybetmek de kazanmaya dahildir.
Oyuncular kalkar masadan.
Biri gülümser: “İyi oyundu.” der.
Diğeri içinden geçirir: “Bir dahaki bahara ben kazanırım.”
Taşlar toplanır.
Bingöl toplanır.
Doruklar hâlâ oradadır.
Nehir misali akan satranç oyunu, hayat gibi, başka bir karede yeniden hamle olur; yeni başlangıçlara.











Yorum Yazın
Facebook Yorum