"Bu yazı, yüreğiyle gören, suskunluğuyla söyleyen ve dualarıyla arş-ı alaya uzanan güzel insan Besra Teyze’ye ithaf edilmiştir."
Karlıovanın karlı dağlarıının eteğinde Soğuk Pınar nâm-ı diğer Gameşan Köyü'nde açtı gözlerini dünyaya,
Bol oksijenli devasa meşe ağaçlarının kanatları altında çocukluğunu geçirdi.
Kürük Suyu'nun yanıbaşında Kürük Suyu'nun şifası ile doksan beş yaşını gördü.
Genel geçer teamüller on beşinde evlenmeyi meşru görüyordu o zamanlarda.
Onbeşinde hayat arkadaşı olacak Ali ile evlendi.
Ali ticari zekası, karakteri ve kişiliğiyle parmakla gösterilirdi.
Ali bilgisi ve tecrübesi ile hem danışan hemde danışılandı.
Ali ile bir ömür mutlu, huzurlu yaşamanın kapıları açılmıştı kaderinin ilk sayfalarında.
Ali'si yorulmadan çalışıyordu ekmek mücadelesinde.
Hem ticaret yapıyor hemde zamanın Tekel İdaresi'nin kaçak tütün koruma memuruydu.
O zamanlar tabakalarda tütün içenler yakalanıyordu.
Kaçak tütün içmek, bulundurmak suçtu dönemin mevcut yasalarında.
Ali'de korkusuz, mesleğinin hakkını veriyordu.
Yaşam bu minvalde Göynük Suyu gibi akıp gidiyordu Besra Teyze için.
İkisi erkek beş çocukları vardı, ikiz kızlarından birini daha hayatının ilk yıllarında toprağa verdi.
Dünyası yıkılmıştı.
Yaşadığı travmalardan ilkiydi ama dirayetli duruşu ile Allah'ın takdiri karşısında boynum bükük derdi.
Sabırla acısını yüreğine gömdü ne de olsa Ali'si ve diğer yavruları vardı gözünden sakındığı.
Ömür, beklentiler ile gerçekleşenlerin örtüşmediği bir sınavdı onun için.
1970 yılı sonbahar güllerinin solduğu bir vakitti.
Çocuklarının babası, Kartal Dağı gibi güven veren Ali'si dört arkadaşı ile göreve giderken Tekel İdaresi arabası ile Elmalı Köyü mevkinde kaza yaptı kader oyununu oynamıştı.
Dört arkadaşı yara almadan kurtulmuş ama Ali'sini şehit vermenin acısı yüreğine çökmüştü.
Onun için düzen bozulmuş, çocukları için direnmesi gerektiğini biliyordu.
Acı, acıyı kapatıyor.
Birinin yası bitmeden diğeri başlıyordu.
Bu acılı günlerde gözyaşlarını içine dökmüş bir karar almıştı.
Direnecekti.
Doksan beş koca yıl direndi.
Ali'sinin hatıralarını saklamış takdiri ilahi tecelli eder, ecel kapımı çalarsa ben terk-i dünya ettiğimde o hatıralarıda o zamana kadar taşıyacağım diyerek aidiyetinin, değerlerinin önemini vasiyet etmişti.
Besra Teyze, dört masum çocuk bir başına kalmışlardı.
Hayat zorluklarla yüklüydü.
Besra Teyze artık hem baba hem anneydi.
Dönemin konjoktürel şartları içinde bir takım toplumsal sorunlar yaşanıyordu.
Adeta azgın bir selin ortasında kalmış yavrularını okutmaya, onları sorunlardan ve kaotik ortamdan korumaya çalışıyordu elbette bunu başardı da.
Yaşamın tüm sıkıntılarına göğüs germiş asaletle dik durmasını bilmişti.
Okul okumamış, kitap okumamış fakat yaşadığı sıkıntılar onu bir filozof, bir hatip, bir entellektüel yapmıştı.
Rabbine karşı her zaman imanını diri tutmuş ve Allah'tan umudunu kesmemişti.
Yıllar, on yıllar, üç çeyrek yüzyıl geçmiş, bir asırlık sürenin tamamlanmasına beş kala Allah'ın takdiri tecelli etmiş doksan beş yaşında 2 Ekim 2025 yılı cuma gecesi hakkın rahmetine kavuştu.
Besra Teyze tüm zorluklarına rağmen mücadele etmiş ömrünün elli yılını memleketinde kırk beş yılını ise çocuklarının ardından şehri İstanbul'da geçirmişti.
Maksim Gorki'nin "Ana" isimli kitabında içerik farklı olsada Pavel'in annesi gibi kendini dönüştürmüş nadir görülen bir kadın, bir anneydi.
O sözün ustası, postmodern belagatin prototipiydi.
Çocukla çocuk, yaşlı ile yaşlı, gençle genç olurdu.
Konuşurken sesin tonlamasının en iyi mimarıydı.
Sanki yoğun bir diksiyon eğitimi almış gibiydi.
Sevgi dolu, neşeli, merhametli, imanı tam bir değerdi.
Genç yaşta kaybettiği kardeşinin Kartal Dağı'nın eteğindeki kabrinin yanına gömülmek istemişti.
Kader dalından kopmuş bir yaprak misali rüzgarlarda savrula savrula onu, doksan beş yıllık ömrünün sonunda doğduğu, özlemiyle yaşadığı Kartal Dağı'nın eteğinde toprağıyla buluşturdu.
Besra Teyze, seni anlatabilmek adına sözcüklerin kifayetsiz olduğu, acının, hüznün yoğun atmosferi içinde aynı zamanda yaşanan güzel anıların tebessümü ile bu satırlarda kelimeleri narin dizilmiş tesbih taneleri gibi aynı cümlede bir araya getirmek mümkün değil.
Fakat hayatın kenarında yürüyen bir iki kavramla doksan beş yıla sığdırılmış güzel, iyi, mutlu, acılı, kederli anların hatırına seni yazmak istedim.
Rahmetle yâd ediyor. Mekânın Firdevs-i Ala olsun inşaallah.











Yorum Yazın
Facebook Yorum