MENU
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • YEREL HABERLER
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • ETKİNLİK TAKVİMİ
  • E-GAZETE
  • RÖPORTAJLAR
  • GAZETE MANŞETLERİ
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • Çerez Politikası
  • Veri Politikası
  • Kullanım Şartnamesi
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
  • E-Gazete
  • Anketler
  • Nöbetçi Eczaneler
Artı Medyam
DOLAR42.2631
EURO49.0719
GR ALTIN5726.6
ÇEYREK4491.1
Bingöl
Artı Medyam
Artı Medyam
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR SANAT
  • SAĞLIK
  • SPOR
  • SİYASET
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • DÜNYA
Kapat

GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN

Ana SayfaYazarlarHasan Tosun
16 Ekim, 2025, Perşembe 06:00
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN


Ben Bingöl’üm.

Bin gölümle, bin taşımın değerinde yaşarım.

Beni “şehir” diye çağırdılar, ama ben bir hafızayım.

Rüzgârın kulağına fısıldadığı her ismi, karların örttüğü her hikâyeyi saklarım.

Benim için zaman, dağların gölgesinde büyüyen bir çocuktur hiç yaşlanmaz, sadece susar.

Yıl 1936’ydı.
.
Devletin haritalarında yeni bir isim belirdi: 

Bingöl.

Oysa ben o zamandan çok önce vardım.

Ben, dillerin değiştiği ama türkünün aynı kaldığı bir yerim.

O yıllarda insanlar taş evler yaparken, ben onların kalplerindeki sözleri dinledim.

Beni kuranlar toprağımı elleriyle kazdı, özümü onların kalbinde gördüm.

Bir çocuk ağladığında göllerim bulanıklaşır, biri sevindiğinde dağlarım yankılanırdı.

İşte ben buyum hisseden bir coğrafya.

Yıllar aktı.

Dağlarımın eteklerinde çocuklar doğdu; biri Zelal, biri Engin.

İkisi de ışıktı; biri su gibiydi, biri rüzgâr.

Ben onları göl kenarında tanıdım.

Zelal çimenlere oturur, gökyüzünü dinlerdi. 

Engin taşlardan kule yapar, her taşın üstüne bir isim koyardı.

Bir gün bana sordular:

“Bingöl, biz kimiz?”

Ben cevap vermedim, çünkü bazen sessizlik en doğru cevaptır.

Rüzgârı üzerlerine gönderdim. 

Rüzgâr, dağların dilini bilir; onlara ait oldukları yeri kalplerine fısıldadı.

Zaman ilerledi.

Beni sevenler göç etti.

Bazıları şehirlere, bazıları ülkelere, bazıları ebediyete…

Ben ise kaldım göllerimin berraklığında.

Her gidenin ardından bir taş soğudu, bir ot kurudu, bir yol sessizleşti.

Ama çocuklarımın adımları yankılanır hâlâ.

Zelal büyüyüp öğretmen oldu; çocuklara okumayı öğretirken, kalbinde hâlâ Sağer Deresi'nin su sesi vardı.

Engin uzaklara gitti; betonun arasında kayboldu, ama bir gün rüyasında gölümü gördü.

Uyandığında anladı:

Bir yer, sadece doğduğun yer değil;
seni hatırlayan, adını unutmayan yerdir.

Yıllar 1980’leri, 1990’ları geçti.

Ben değiştim, özüm değişmedi.

Şehir oldum, betonla tanıştım, her sabah dağlarımın alnına düşen sis hâlâ aynıydı.

Rüzgârın sesinde hâlâ o iki çocuğun gülüşü vardı.

Sonra 2000’ler geldi.

Teknoloji, beton, ışık…

Ama çocuklar hâlâ göllerime taş atmayı seviyordu.

Her taş, geçmişle gelecek arasında bir köprüydü.

Ben her halkayı izledim, her dalgada bir hatıra gördüm.

2025'teyim.

Bir sabah güneş, Karlıova'mın iki bin yedi yüz metre yüksekliğinde Şerafettin Dağları'mın
ötesinden doğarken Zelal ve Engin geri döndü.

Aklaşmış saçlarına yılların yorgunluğu sinmişti.

Çocuklar getirmişlerdi yanlarında yeni sesler, yeni umutlar.

Onları göl kıyısına götürdüm.

Suların üzerinde eski bir taş, üzerinde solmuş harflerle yazılıydı: “Biz buradayız.”

Zelal diz çöktü, taşın üzerindeki yosunu temizledi.

Engin göle baktı,titreyen sesiyle dedi ki:

“Bingöl, biz seni hiç unutmadık.”

Ben rüzgârla cevap verdim:

“Siz beni hatırladıkça ben varım.

Çünkü aidiyet, sahip olmak değil;
bir yere ses verdiğinde, o yerin sana yankı vermesidir.”

O an, çocuklardan biri sordu:

“Bingöl nerede?”

Zelal gülümsedi:

“Kalbinde, evladım.”

Ben o sözü coğrafyama kazıdım.

Çünkü aidiyet, ne doğduğun yer, ne de yaşadığın yerdir.

Aidiyet, hatırlandığın yerdir.

Ben Bingöl’üm sizi hatırlayan, sizi bekleyen, sizi çağıran bir şehirim.

Her taşımda bir hikâye, her gölümde bir yüz var.

Zelal’in gülüşüyle, Engin’in hüznüyle ben tamamlanırım.

Ve siz - çocuklar, torunlar, yeni sesler —
benim hafızamın devamısınız.

Ben Bingöl’üm.

Dağlarıma sığınan her kalp, bir hikâyedir.

Göllerime düşen her damla, bir isimdir.

Aidiyet, bir coğrafyanın değil, bir hatıranın mirasıdır.

Ben o hatırayım.

Ve siz, benim hiç bitmeyen masalımsınız.

Yorum Yazın

Facebook Yorum

Hasan Tosun

    iletişime geç

    Hasan Tosun

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    Yasemin Boztimur
    Yasemin Boztimur SEN BAYRAM OL
    Hasan Berdibek
    Hasan Berdibek Siyaset Mi Yapıyoruz?
    Sabriye Miray Köroğlu
    Sabriye Miray Köroğlu e(K)mek
    Serhad Bayram
    Serhad Bayram GA MUNGA GUALİK ZA
    Artı Medyam
    KünyeGizlilik PolitikasıÇerez PolitikasıVeri PolitikasıKullanım ŞartnamesiRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Artı Medyam 2022