“Ey yolcu dur! 32 yıl boyunca aydınlığın yüzünü görmedim.
Aydınlığın değerini bil…”Rençber Aziz
Bingöl’ün kalbinde doğdu bir aydınlık.
Adı Aziz’di, ama halk onu Rençber Aziz bildi.
Toprağın işçisiydi o; gözleriyle değil, yüreğiyle sürdü.
Çocuk yaşta karanlığa gömülen gözler, bir ömrü ışıkla doldurmayı seçti.
Bir yaşında görmeyi unuttu bu dünya.
Ama Aziz, görmenin başka türlüsünü öğrendi:
Yıldızları göremezdi belki ama yıldız gibi yanabilirdi.
Ve yandı.
Sessizce,
İçten içe.
Sazı pusula oldu karanlıkta.
Her teli, koca dağın yarasından sarkan inilti,
Her sözü, yüreği yaralı annenin kayıp oğluna yaktığı türkü.
Zazaca ağladı, Kürtçe sızladı, Türkçe umutla seslendi.
Hafız oldu.
Ama ezberlediği surelerde, halkının acılarını taşıdı belleğinde.
Kendi hayatı suskun bir kıssa,
Söylediği her ezgi bir haykırıştı.
Cezaevi duvarları tanıdı onun yankısını.
Almanya sürgünü duydu yitirilmiş bir halkın sessiz çığlığını.
Ve sonra bir düşüş...
Gökyüzünden değil,
Yalnızlıktan düştü Aziz.
Bir binadan değil,
Bir halkın unutuşundan…
1988’de, aydınlığı hiç görmeden göçtü bu hayattan.
Ama Aziz aslında hiç gitmedi.
Kardeşi Hasan Berdibek’i de unutmamak gerekir.
Hasan , Aziz’in gören gözü olmuştu küçük yaşta.
Onun adımlarıyla yolları keşfeder, elini tutar, damlarda beraber yürürlerdi.
Hasan, Aziz’in göremediği dünyayı değil,
duyduğu dünyanın rengini bilirdi.
Bir keresinde damda “loğlama” işine kalkıştıklarında — yağmurlu bir gündü — Aziz telaşla dama doğru yürürken, Hasan ona “Sola dikkat et, sağa dikkat et…” diye yönlendiriyordu.
Ama o anda kuşlar dama kondu; Hasan kuşlara daldığından Aziz'i unuttu önce loğ ardından Aziz damdan aşağı düştü.
Büyük bir yara almadan kurtuldu.
Hasan Berdibek, Aziz’in müzikle, sazla, türküyle hayatında hem tanık hem de taşıyıcıydı.
Aziz’in eserlerini, bestelerini, türkülerini arşivlemeye, cd projelerine dâhil etmeye çalışan, şiirlerini ve sazını yaygınlaştıran kişiydi.
Hesreta Azadi (Özgürlük Hasreti) albümünün yeniden cd formatında yayımlanmasında, eski kasetlerden on üç parçanın seçilmesinde kardeşi Hasan Berdibek’in önemli katkısı oldu.
Hasan, kardeşindeki erken yaşta kaybedilmiş görme duyusunun ardından onun iç dünyasını anlamakla kalmadı; sesine, sözlerine, hissettiklerine sahip çıkarak Rençber Aziz’in yaşaması için anlamlı bir güç oldu.
Onu, Aziz'i hâlâ duyarsın:
Yado Çeşmesi’nin taşında,
Az Tepesi’nde esen bir rüzgârda,
Kışın karın doldurduğu köy yolunda yankılanan bir ninnide.
Çünkü o, göremeyen ama aydınlatan bir ışıktı.
Ve Hasan’ın taşıdığı hafıza, bu ışığın karanlıkta sönmemesiydi.
Onun sesi, Bingöl’ün gizemli tarihidir.
Mezar taşına kazınan o cümle, sadece ona değil, bizi göremeyen, kalbiyle hisseden herkesedir:
“Ey yolcu dur! 32 yıl boyunca aydınlığın yüzünü görmedim.
Aydınlığın değerini bil…”











Yorum Yazın
Facebook Yorum