Kendimle konuşuyorum; sesim dışarı taşmadan, zamana karışmadan.
Yaradan insanı bu yaşama teslim ettiğinde, bir mülkün anahtarını uzatmadı; atan bir kalbi, emanet edilen bir ruhu bıraktı avuçlarına.
Bir sorumluluktu insana yüklenen.
Dokunurken incitmemeyi, alırken yerine koymayı, bakarken görmeyi öğreten ağır bir emanet…
Toprağa her bastığımda, geçmişin tortusu ayağıma yapışır.
Çocukluğun kokusu, eski evlerin avlusu, yağmurdan sonra koyulaşan toprağın rengi…
İnsan, yaşadığı çevreyi yalnızca kullanmaz; ondan biçim alır.
Duvarlar yükseldikçe, içimdeki ferahlık daralır.
Yeşillikler azaldıkça, cümlelerim sertleşir.
Rengârenk çiçeklerle dolu bir bahçede yürüdüğümde, omuzlarım çöker.
Gözüm bir papatyaya değdiğinde, düşüncelerim berraklaşır.
Temiz akarlı bir suyun yanında durduğumda, benliğimdeki yalnızlık dağılır.
Doğa insanı terbiye eder; fark ettirmeden, öğüt vermeden.
Kirlenmiş bir çevre, kirlenmiş bir estetik üretir.
İhmal edilen sokaklar, ihmal edilen sosyal ilişkiler doğurur.
Teoride paylaşılan değerler, pratikte karşılığını bulamaz.
İnsan bunu başkasında değil, önce kendinde görür.
Ben kendime baktığımda, şunu itiraf ederim:
Çevrem neyse, ben oyum.
Kırıp döktüğüm yerler, yüreğimdeki kırıp dökülen, tamir edemediklerimdir belki.
Koruduğum her alan, vicdanımda aydınlığa açılan bir penceredir.
İyilik, konuşulduğu kadar değil; yaşandığı kadar kök salar.
Komşulukta, alışverişte, dostlukta; paylaşılarak gösterilen bir özen vardır.
Bu özen kaybolduğunda, hayat kaba bir düzensizliğe dönüşür.
Doğanın düzeni, insanın hoyratlığıyla yoruldu artık.
Toprak kazıldıkça, insan içten oyuldu.
Sular yönlendirildikçe, merhamet yönünü şaşırdı.
Hava ağırlaştıkça, düşünceler de bulanıklaştı.
Yine de umut vardır.
Çünkü insan, gördüğünü etkileyebilir, değiştirebilir.
Bir ağacı koruyarak, bir alanı temizleyerek, bir bakışı yumuşatarak…
Küçük bir dikkat, büyük bir onarım başlatabilir.
Yaşadığım çevre, bana kim olduğumu anlatır.
Ben de ona, nasıl biri olmak istediğimi gösteririm.
Bu, karşılıklı bir yazgıdır; silgisi yoktur.
Nice yaşanmışlıklar şahittir ki;
Yaşadığın çevreyi güzelleştirmek, insanı, kendini güzelleştirmektir.
İyiliği, güzelliği toprağa atılmış bir tohum misali yeşertmektir.
Ve insan kendini düzelttiğinde, çevre de narin bir edayla ona eşlik eder.











Yorum Yazın
Facebook Yorum