MENU
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • YEREL HABERLER
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • ETKİNLİK TAKVİMİ
  • E-GAZETE
  • RÖPORTAJLAR
  • GAZETE MANŞETLERİ
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • Çerez Politikası
  • Veri Politikası
  • Kullanım Şartnamesi
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
  • E-Gazete
  • Anketler
  • Nöbetçi Eczaneler
Artı Medyam
DOLAR42.2631
EURO49.0719
GR ALTIN5726.6
ÇEYREK4491.1
Bingöl
Artı Medyam
Artı Medyam
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR SANAT
  • SAĞLIK
  • SPOR
  • SİYASET
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • DÜNYA
Kapat

SÖZÜN KURUTTUĞU BAHÇE

Ana SayfaYazarlarHasan Tosun
31 Ekim, 2025, Cuma 00:32
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
SÖZÜN KURUTTUĞU BAHÇE

-4 Nisan 2024 tarihinde kaleme aldığım 
"TUHAF BİR YAZI" isimli yazımın parafraz 
edilmiş hali. -

 “Âyinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz;
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”

O konuştuğunda, sözcüklerin anlamı yoktu.

Kelime, cümle, nida… hepsi birer sedaydı boşlukta.

Sanki dudaklarından çıkan her söz, havada eriyor; bir iz bırakmadan yok oluyordu.

Yakındı hep…

Durdu, yakındı; yakındı, durdu.

Dertleri çoktu... çoktu da, hiçbirine eli değmedi.

Bilgiliydi; bilmekle övünür, bildiğini yaşamakta bir ömür gecikirdi.

“Fidan dikelim,” dedi bir gün.

“Çiçek ekelim bahçemize. Güzel olsun bahçemiz.” Dedi.

Sonra sustu.

Ne fidan dikti, ne çiçek ekti.

Sadece konuştu. 

Esinti, onun kelimelerini alıp uzaklara savurdu.

Bahçesi, her kelimesiyle biraz daha kurudu.

Toprak susuz kaldı, gökyüzü umudunu yitirdi.

Hayaller… beklentiler… özlemler…

Hepsi birer masal oldu sonunda.

Kök salmadan, yeşermeden, esintinin önünde savrulan tohumlar gibi kayboldu.

Ben anladım o an bahçeyi kurutan eller,
bahçeyi güzelleştirmek isteyen dudaklardı aslında.

O, kendi sözlerinin labirentinde kayboldu.

Büyük Okyanus’un ortasında Bermuda girdabı gibi döndü durdu düşüncelerinde.

Ardında yeringenlik bıraktı; uysal, bulanık, içine çeken girdap misali... 

Oysa müsebbibi kendisiydi.

Ne suyun, ne toprağın, ne de gökyüzünün suçu vardı.

O an, yaşlı kadının hikâyesi geldi aklıma.

Tereyağı yapıp her gün bakkala götürürdü.

Bakkal, yıllarca tartmadan aldı ondan.

An geldi şüphe düştü içine tarttı tereyağını; dokuz yüz gram geldi.

Kızdı, köpürdü, dediki: 

“Bir daha senden yağ almayacağım!”

Kadın utandı, ama yalan söylemedi:

“Efendim,” dedi,

“Benim terazim yok."

"Bir kilo şekeri sizden almıştım,
onu tartı olarak kullanıyorum.”

O anda bakkalın dili tutuldu.

Adalet terazisi yer değiştirmişti.

Sözün ve eylemin terazisiydi bu.

Hayat da öyle değil mi?

Ne ekersen onu biçersin, ne istersen onu alırsın.

Kimi çiçek eker, kimi bahane.

Kimi susar, kök salar; kimi konuşur, kurur.

Ve sonunda herkes, kendi bahçesinin kuruluğunda hüzünlenir. 

Birileri güzelliği yaşatır, birileri sadece anlatır.

Yorum Yazın

Facebook Yorum

Hasan Tosun

    iletişime geç

    Hasan Tosun

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    Yasemin Boztimur
    Yasemin Boztimur SEN BAYRAM OL
    Hasan Berdibek
    Hasan Berdibek Siyaset Mi Yapıyoruz?
    Sabriye Miray Köroğlu
    Sabriye Miray Köroğlu e(K)mek
    Serhad Bayram
    Serhad Bayram GA MUNGA GUALİK ZA
    Artı Medyam
    KünyeGizlilik PolitikasıÇerez PolitikasıVeri PolitikasıKullanım ŞartnamesiRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Artı Medyam 2022